Gazetede okuduğuma göre son 5 yılın en ateşli aşkları internet ile başlayıp, en dehşetleride yine internet sayesinde son buluyormuş. Genelinde kandırılan erkeklerin gururlarına yediremeyip tanıştıkları kadınları bıçaklaması yada silahla vurması en üzücü sonlardan sadece birkaçıymış. Peki yokmu internet üzerinden tanışıpta mutlu bir evlilik sürdüren ? Benim çevremde var böyle bir iki insan, tabii hepsi kötü bitecek diye bişey yok. biraz şans meselesi. Bende bu internet aşıkları üzerine yazdığım bir şiiri sizlerle paylaşmak istedim :)) mendillerinizi hazırlayınız ve dikkatla okuyunuz :))
————
Düşündüm sevgilim olmadı , hayatımda bir türlü raset diyemedim, Ne zaman Ctrl+N desem hep ERROR gördüm hayatımda Sen gittin gideli Ctrl+F lerler geçmedi hayatım,aynı hataları Ctrl+C , Ctrl+V lerle yaşadım Klavyeme sanki şekerli sütlü nesscafe dökülmüş gibi, hayatım Allak Bullak Resimlerinin Print Screenleri ile doldurdum masaüstümü Ne vardı Sanki Pentium III 4gb lar gibi geçinip gitseydik, olmadı işte sen Alt+F4 deyip gittin. Bense hâlâ Alt+Tab yapıp değiştiremedim bir türlü huylarımı, Bedenimin bir yanı sanki Num lock’una basılmış gibi işlevsiz, Şimdi Caps Lock Açıkken haykırıyorum Dünyaya, Gel Format attım XP hayatıma. Geçtim VİSTA‘ya… Sözer Öner.. Sevgi ve sağlıcakla…
Sanırım aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından çıkabilecek en şiirsel sözler olsa gerek. Elbette Goethe Faust ta bu güzel mısraları bir dilencinin ağzından bizlere yazmış. Bakınız ne diyor;
İyi kalpli baylar ve güzel bayanlar Size dilerim kutlu bayramlar Lütfen yüzüme iyi bakın Ve beni dardan kurtarın Boşa gitmesin bu şarkılar Sadaka veren olsun bahtiyar Bayram yaparken herkes Sevinsin birazda şu kimsesiz Ne olur sevincinden bayramın Bana da bir pay ayırın Goethe
Heralde çoğumuz dilenciye para vermişiz yada çalışsın kardeşim demiş yahut acaba gerçek dilenci mi diye düşünmüşüzdür. Ancak aşağıdaki mısralar bir dilencinin ağzından bize aktarılmış gibi görünsede asıl mesele toplumda yardıma muhtaç kimselere nasıl yardım edeceğimiz ve paylaşacağımız fikrinin vurgulanmasıdır. 1700 lü yıların büyük Alman şairi ve oyun yazarı olan Goethe sanırım teknolojiden uzak o günlerde bu günlerde bir çok kimsenin görmediği şeyleri görmüştür. Zaten büyük sanatçı olmanın bir kriteri de bu olsa gerek. Bir şeyleri farklı görebilmek. Tabi onların okuduklarını ve düşündüklerini bilmeninde ötesinde, bir bilgelik olmalı ruhlarının derinliklerinde. Onların sanki içlerinde gönüllerinde fazladan gözler yahut kulaklar var. Farklı duyar ve duyarlılıklar gösterirler. Eğer bir şair bir eserini 60 yılda yazıyor ise bu eser defalarca okunmaya değer bir eser olsa gerek. Sanırım batı edebiyatında farklı bir tarzı ve gönül gözü olan nadir şairlerden biri Goethe. Bu güne gelirsek yani 2007 ye. Bizler topumsal yardımlaşma kavramında nasıl bakıyoruz? Örneğin lüks arabamızda sahilden usul usul giderken arabamız ışıkta durduğunda yandaki çöp kutusundan ekmek bulmaya çalışan bir dilenci ne kadar ilgimizi çekiyor. Yada Dünya nın x yerinde haksız yere ölen veya öldürülen insanları haber bültenlerinde gördüğümüzde nasıl devekuşları gibi kafamızı toprağa gömerek hiç bir şey yokmuş gibi sohbetimize devam ediyoruz. Elbette herkes zengin olsun. Ama bu Dünya daki herşey bazı kimselerin emrine verilmiş değildir. Evet bazıları ise buna güçlü olan kazanır diyor. Bu sanırım hayvanlar alminde böyle. İnsanlar ise durup düşünüp analiz yapabiliyor. Ve hayır diyor. Güçlü olan değil iyi olan hakeden kazansın ve yaşasın. Eğer güçlü olan kazanacaksa bu oyunda ben yokum topumu alıp giderim demek de doğru değil. Şöyle bir etrafımıza bakalım. Gururla ekmek ve yaşam mücadelesi veren ama ihtiyaçlarını karşılamayan insanlara hep beraber yardım edelim. O zaman belkide sokaklarda Goethe nin dizelerideki gibi bizimle dalga geçen bohem dilencilerle karşılaşırız. Onlarla şiir konuşur sohbet ederiz. İyiki varmışsın Goethe gönlüne ve kalemine rahmet ...
Başkent, bir devletin yönetim merkezi olan şehirdir ve devletin merkezini temsil eder. Biliyorsunuz ki her ülkenin de bir başkenti bulunur. Ancak bazı ülkeler anılırken sadece başkentleriyle anılmazlar. Hatta bazı şehirler vardır ki ülkelerinin başkentlerinden bile daha büyük bir üne sahiptir. Peki, hangileridir bu iki başlı ülkeler?
İki başlı ülkeler deyince tabii akla ilk olarak Türkiye geliyor. Evet, başkentimiz Ankara ama yurtdışında İstanbul dediğimizde sanki daha bir kolay anlatabiliyoruz Türkiye’yi. Turizm başkentliği konusunda Antalya ile yarışan İstanbul, sahip olduğu tarihi birikim, eğlence hayatı, müzeleri, sarayları ve tabii ki İstanbul Boğazı’yla kendini Türkiye’nin kültür başkenti olarak kabul ettiriyor.
Bilindiği üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington. Ancak Amerika deyince çoğumuzun aklına ilk gelen şehir New York. Finans dünyasının, eğlence dünyasının, modanın ve daha birçok şeyin merkezi olan New York kısacası hareketin başkenti. Pek çokları Washington’ın sıkıcı havasındansa her saniyesi sürprizlere açık New York atmosferini tercih ediyor. Frank Sinatra’nın şarkısında da dediği gibi eğer bu şehirde başarabilirseniz her yerde başarabilirsiniz. New York size bu güveni fazlasıyla veriyor.
İki merkezli ülkelerden bir diğeri de İspanya. Bu sıcak Akdeniz ülkesinin başkenti Madrid. Aslında Madrid pek çok özelliğiyle başkentliğin hakkını veriyor. Ancak Barselona deyince de akan suların durması çok doğal. Sadece Gaudi’nin şehre bıraktığı harikalar için milyonlarca insan Barselona’ya akın ediyor. Yoğun bir genç nüfusa ve hareketliliğe sahip bu şehir kimilerine göre İstanbul ile çok benzer özelliklere sahip. Deniz, martı ve evler arasına kurulu iplerde sallanan çamaşırlar Barselona sokaklarında İstanbul çağrışımları yaptırıyor.
Güney Amerika’nın iki merkezli ülkesi ise Brezilya. Brezilya deyince ilk akla gelenler futbol, samba ve Rio de Janeiro. Copacabana plajı ve dev İsa heykeli ile gözümüzün önüne gelen bu şehrin Brezilya’nın başkenti olduğunu düşünenlerdenseniz yanılıyorsunuz. Hayır, Sao Paulo da yanlış tahmin. Brezilya’nın başkenti, 20.yüzyılın başlarında hükümetin, başkenti ülkenin daha merkezi ve stratejik bir bölgesine taşıma kararı almasıyla başkentlik için uygun görülen Brasilia’dır. Mimarların ve şehir planlamacılarının özenle tasarladığı son derece düzgün sokaklara ve altyapıya sahip bir şehir olan Brasilia, ülkenin beşinci büyük şehri.
Avustralya deyince ilk akla gelen şehir Sydney. Anlamış olmalısınız ki Sydney’in Avustralya’nın başkenti olduğu fikrinizi de doğru bulmayacağız. Avustralya’nın başkenti sorusuna ikinci tahmininiz de Melbourne olabilir. Tamam, bu sefer sizi fazla yormayalım. Avustralya’nın başkenti pek çoğunuzun adını duymadığı Canberra. Canberra, Sydney ve Melbourne’ün başkent olabilme çekişmesine devlet yönetimince bulunmuş bir çözüm. Tıpkı Brasilia gibi Canberra da devlet yönetimince alınan karar doğrultusunda mimar ve mühendislerce sıfırdan inşa edilen son derece düzenli bir şehir. Trafik sorununun olmadığı bu başkentte çok çekim noktası bulunmuyor. Şehri oluşturan yapılar hazine binası, meclis ve buna benzer birçok idari merkez.
Gün olur, alır başımı giderim, Denizden yeni çıkmış ağların kokusunda. Şu ada senin, bu ada benim, Yelkovan kuşlarının peşi sıra. Dünyalar vardır, düşünemezsiniz; Çiçekler gürültüyle açar; Gürültüyle çıkar duman topraktan. Hele martılar, hele martılar, Her bir tüylerinde ayrı telaş!... Gün olur, başıma kadar mavi; Gün olur başıma kadar güneş; Gün olur, deli gibi...
Evet… 8 yıldır okuduğum okulumdan mezun oldum..Mezun olmak güzel de anılar bırakmıyor yakamı.. Anıları silemezsin de.. Neler yaşadık 8 yıl boyunca..GüLdük eğlendik..! Hocalarım…Ah..!! Hepsini şimdiden çok özledim..! Gidiyorum işte..!!
FazLa uzağa değil ama görüşemeyeceğiz..!!
Ve geldi çattı tercih zamanı..!! Yaptık tercihimizi paşa paşa.. 462,051 puanla nereler olabilirse tercih ettik işte.. 6 tercih yaptım.. Mersin’de yaşadığım için uzak yerlere gitmedim.. Mersin’de kaldım..
Tabii herkes benim gibi değil.. Arkadaşlarımdan başka illere gidenler de var.. Yatılı kalacaklar.. Herkes emeğinin karşılığını aldı bakalım..Hiç çalışmayanlar süründü.. O lise olmadı.. İkinci yerleştirme yaptılar giremediler..Çalışsalardı bence..Neyse..Artık hayırlısı diyelim..
Tercih sonuçları açıklandı sonra.. İstediğim liseyi kazanmışım.. “İÇEL ANADOLU LİSESİ”
Bu yıl 460 puanla almış:):) Ama ben okulu tam olarak görmemiştim.. Kayıt için bile babamgil gitmişlerdi… Okulu sonradan gezdim.. Mükemmel bir okul.. Anadolu liseleri içinden 8. olmasının cevabını veriyor bize..TüM liseler içinde ise 59.sırada..
3 laboratuarı var: Fizik,kimya,biyoloji.. Kapalı ve normal spor salonu var.. Deniz kenarında(ben pek deniz sevmem yaa nese xD) Yemekhanesi&Kantin’i var.. Tenis kortu var. Kütüphanesi var..Kocaman:D Bu yıl 240 öğrenci aldı.. Konferans salonu..müzik ve resim atölyeleri var.. Bilgisayar laboratuarı var.. Servisi var..